
Hittites
Hittite civilization (from 23rd Century B.C. till 12th Century B.C.) laid the foundation of the Anatolian proto-culture which is at the very center of modern day TURKEY. As such, the Hittite civilization made an undeniable and most significant contribution to the Mankind including but not limited to:
Civil laws of Hattusili - I (1650-1620 B.C.): Great Anatolian king Hattusili -I introduced the concept of COMPENSATION into civil law. Before the Hittites, all basic laws were based on definition of a crime and a proper PUNISHMENT for the act. However, the Hittite laws included an updated sentence of COMPENSATION instead of retribution if the act was not considered a capital crime such as murder. For example a typical Hatti Law reads: "The man who broke the leg of another who used to pay 75 shackles will now pay 100 shackles to the victim." As such all Hittite laws were maintained constantly up-to-date and just. But more importantly Hittite Civil Laws valued human life and dignity. Justice in terms of COMPENSATION is the gift of Hittites to the Mankind.
Telepinu Proclamation (1525-1500 B.C.): After a period of power struggle within the Dynasty and ascensions to throne via assassinations (from 1590 till 1525 B.C.), in 1524 Hattian King Telepinu wrote the laws of legal ascension to the Throne. The text known as "The Telepinu Proclamation" served as the basic guidelines of Monarchy for ages and continues to serve the Monarchs of the United Kingdom and Saudi Arabia today.
The Treaty of Kadesh (1259 B.C.): Hittites were fierce warriors and were the only rivals of the Egyptian Pharos during the Bronze Age. As such the Hatti - Mizri (Egypt) confrontation brought a rivalry war between the two forces in 1274 B.C. near the border city of Kadesh. The two armies, largest ever up to that date, led by (Prince) Hattusili - III of the Hatti and (Pharaoh) Ramses - II of the Mizri clashed into a bloody war but with no clear cut winner. As such both sides declared a truce and retreated back to Hattusa and Thebes respectively. However, following ascension of Hattusili - III to the throne in 1267 B.C. the Hittites showed that they were a Civilized Nation and have come to realize that bloody wars can be avoided (even in the Middle East) not by Military Power but with a PEACE TREATY. Thus, Egypt and Hittite Empire signed an ETERNAL PEACE TREATY (The Treaty of Kadesh) in 1259 B.C. and both Hattusili - III and Ramses - II declared each other as BROTHERS. A copy of the original clay tablet from Hattusa adorns the entrance of the SECURITY COUNCIL of The UNITED NATIONS today. The original tablet is now preserved in Istanbul Archeological Museum, TURKEY.

Hititler
Bir ön-kültür olarak Hitit uygarlığı (M.Ö. 23. yüzyıldan M.Ö. 12. yüzyıla kadar) gerçekte modern TÜRKİYE'nin ve özetle Anadolu
uygarlığının
mayasını
oluşturur. Bu niteliği
ile
Hititlerin
tüm
İnsanlık
tarihine
yadsınamaz
ve
çok
büyük
katkıları
olmuştur. Bunlardan
yanlızca
bazıları
şunlardır:
I. Hattuşili'nin Medeni Yasaları (M.Ö. 1650-1620): Büyük Anadolu kralı I. Hattuşili medeni kanuna TAZMİNAT kavramını yerleştirmiştir. Hititler öncesi dönemde tüm kanunlar esasta bir suç unsurunun tarifi ve bu suça uygulanacak CEZA'danibaret
kalmıştır. Ancak
Hitit
kanunları, işlenen
suç
cinayet
gibi
idamı
gerektiren
bir
suç
olmadığı
süre, adalete
suçludan ÖCALMAK yerine TAZMİN ETTİRMEK kavramını
sokmuştur. Örneğin
tipik
bir
Hitit
kanunu
şöyle
der: "Kimki
bir
başkasının
ayağını
kırarsa
mağdura
eskiden 75 maden
verirken
şimdi 100 maden
verecektir". Görüleceği
üzere
Hitit
yasaları
herzaman
adil
ve
güncel
olmuştur. Dahası
Hitit
yasaları
insan
hayatına
ve
onuruna
değer
vermiştir. Adalette TAZMİNAT kavramı
Anadolunun
İnsanlığa
bir
armağanı
olarak
bugün
hala
yaşamaktadır.
Telepinyu
Deklarasyonu (1525-1500 B.C.): Hitit
hanedanı
içinde
yaşanan
bir
güç
kavgası
ve
suikast
yoluyla
tahta
geçme
döneminden
sonra (M.Ö. 1590 ila 1525 arası), M.Ö. 1524'de Hitit Kralı Telepinyu tahta verasetin hukuki esaslarını yazmıştır. "Telepinyu Deklarasyonu" olarak bilinen bu yazıt asırlar boyu sayısız Krallığa esas oluşturmakla kalmamış, bu günde halen İngiltere ve Suudi Arabistan'da egemen Hanedanlara ışık tutmaktadır.
Kadeş
Antlaşması (1259 B.C.):
Hititler
yenilmez
savaşcılardı
ve
bölgedeki
iki
ana
güç
odağından
biri
olarak
Bronz
Çağında
Mısırlı
Firavunların
tek
rakibiydiler. Bu şartlar
altında
doğan
ezeli
Hitit
ve
Mısır
rekabeti
iki
ülke
arasında
bir
sınır
şehri
olan
Kadeş
yakınlarında M.Ö. 1274'te kanlı bir savaşa neden oldu. O zamana kadar görülmüş en büyük ordular olan Hitit ordusu (Prens) III. Hattuşili tarafından Mısır ordusu ise (Firavun) II. Ramses tarafından kumanda edilmişti. Ne var ki, bu kanlı savaş net bir kazanan taraf olmadan bir ateşkes ile sonuçlanmış ve ordular sırası ile Hattuşa ve Tebes başkentlerine geri dönmüştü. Ancak M.Ö. 1267'de III. Hattuşili'nin tahta çıkması ile, Hititler gerçek bir medeniyet sahibi imparatorluk olduklarını ve (Ortadoğu'da bile) kanlı savaşların güç kullanarak değil ancak dostluklar kurarak sağlanabileceğini kavradıklarını kanıtladılar. Böylece, Hitit girişimi ile M.Ö. 1259'da Mısır ve Hitit İmparatorluğu bir SONSUZ BARIŞ antlaşması (Kadeş Antlaşması) imzalayarak bu antlaşmada III. Hattuşili ve II. Ramses biribirlerini KARDEŞ olarak kabul ettiler. Bu anlaşmanın Hattuşa'dabulunan orijinal tablet yazıtı bugün TÜRKİYE'de İstanbul Arkeoloji Müzesinde koruma altındadır. Bu yazıtın bir kopyası ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin giriş kapısında asılıdır.

